Az Nefes, Az Yaşam Demektir! Nefesiniz Yeterli Mi?

No Comments

Çoğu sağlıklı insan normal ve sakin bir soluk alışta nefes kapasitesinin yalnızca  %30’una kadarını kullanabiliyor. Peki ya daha çoğunu kullanabilseydik?

Çocuk Sağlığı Hastalıkları ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Yonca Tabak yanlış ve doğru nefes alımını ve gerçek bir nefesin size kazandıracaklarını anlatıyor.

Derin nefesin faydalarını hepimiz üç aşağı beş yukarı biliyoruz. Sinirlenince, üzülünce, içimiz sıkılınca farkında olmadan ya da bilinçli olarak rahatlamak için derin nefes alıyoruz. Ancak ihtiyacımız olan faydalı ve doğru nefesi alıyor muyuz? Prof. Dr. Yonca Tabak, çoğumuz için geçerli olan cevabı veriyor: Hayır!

İş güç derken yaşama daldığımız, farkında olmadığımız zamanlarda ne kadar nefes aldığımızı biliyor muyuz? Doğduğumuz andan itibaren varlığını kanıksadığımız, yaşamla eşdeğer olan nefes bize hediye edildiğinden bu yana hiç doğru nefes alıyor muyum diye düşündük mü? Prof. Dr. Yonca Tabak’a göre cevap maalesef yine; Hayır!

Peki doğru nefes nedir? Prof. Dr. Yonca Tabak, bir bebeğe ilk doğduğu anda hediye edilen doğal nefesin, karından başlayarak, önce karnın sonra göğsün bir dalga gibi inip kalkması ile seyreden sakin ve akışkan bir nefes olduğunu belirtiyor. Çocuğun 3- 4 yaşlarına gelmesi, kendini ve çevresini tanıması ve korktuğu anlarda nefesini tutmaya başlaması ile birlikte bu doğal nefes alışkanlığının giderek bozulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yonca Tabak, erişkin bir birey olunduğunda, karın nefesinin kaybolduğunu ve kişinin artık sadece göğüs kafesi ile nefes alır hale geldiğini yani nefes alındıkça yalnızca göğsün inip kalktığını vurguluyor. Derin nefes almamız söylendiğinde, karnımızı içeri çeker, omuzlarımızı kaldırır, göğsümüzü dışarı çıkarırız. Bu çaba ile bile, göğüs nefesi ile sınırlı kaldığımız için yüzeysel bir nefes alışın söz konusu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Yonca Tabak, bu şekilde kişinin akciğer potansiyelinin çok azını kullanabildiğini belirtiyor ve solunum fonksiyon testlerinde ortaya çıkan sonuçların da gösterdiği üzere çoğu sağlıklı insanın normal ve sakin bir soluk alışta nefes kapasitesinin yaklaşık %30’u kadar nefes alabildiğine vurgu yaparak astım gibi nefes almanın iyice zorlaştığı hastalıklarda bu kapasitenin iyice azaldığını belirtiyor ve farkında olmadığımız gerçeğe, az nefesin aynı zamanda az can, az yaşam, az sağlık demek olduğuna dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak: ‘ Karın nefesi aynı zamanda diyafram nefesi olarak da bilinir. Üflemeli çalgı çalanlar, opera veya şan gibi yoğun nefes gereken işlerle uğraşanlar nefeslerini bilinçli bir şekilde yeniden diyafram/karın nefesine döndürürler. Şu bir gerçektir ki; göğüs nefesi yüzeysel nefes almayı sağlarken, diyafram-karın nefesi çok yoğun ve derin nefes almayı sağlar. Derin ve etkili nefes almadığımızda tüm vücutta farkında olmadan oksijen eksikliği belirtileri baş gösterir ve bu durum da halsizlik, kas ağrısı, mide asidi artışı, depresyon, huzursuzluk, akciğer problemleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve sağlıksız bakterilerin artışı ile beraber, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok kronik hastalık ve enfeksiyona zemin oluşur.’ sözleriyle doğru nefes almamamız sebebiyle yaşayabileceğimiz sorunlara değiniyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak’ın tüm yanlış nefes alanlar için iyi haberi ise şöyle: 3 yaşından sonra bozulmaya başlayan nefes alışkanlığı, özel nefes eğitim çalışmaları ile geri döndürülebiliyor. Bu çalışmalarda diyafram rahatlatılarak yeniden esneklik kazandırılıyor; nefes akciğerlerin en alt noktalarına kadar inmeye başlıyor ve en önemlisi de bu nefes alışkanlığı kalıcılaştırılarak normal hayatta da maksimum düzeyde oksijenin vücuda gitmesi sağlanıyor. Bu nefes eğitimleri sonunda nefes yeniden doğal ve diyafram katılımı ile alınmaya başlandığında tüm vücutta bol oksijen dolaşımı sağlanıyor. Oksijenin getirdiği hücre yenilenmesi ile de bağışıklık sistemi güçleniyor; nefes alışımızla ilgili olabileceğini hiç düşünmediğimiz pek çok sorun ortadan kalkıyor; enfeksiyonlara direnç kazanılıyor; midede yanma, reflü ve astım yakınmaları kendiliğinden azalıyor.

Prof. Dr. Yonca Tabak Hakkında:

Prof. Dr. Yonca Tabak 1966 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1984 yılında “Üsküdar Amerikan Kız Koleji”nden mezun oldu.  Yükseköğrenimini 1984 -1990 yılları arasında “İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi”nde tamamladı. 1991 yılında Çocuk sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı oldu.  1991-1996 yılları arasında Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak S.B Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çalıştı. Çok iyi düzeyde İngilizce bilen Dr. Yonca Tabak 1996 – 1997 tarihleri arasında “Sendrom Dergisi” çeviri kurulunda görev yaptı. 1996 – 1998 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Alerji-İmmünoloji Bilim Dalı’nda Çocuk Alerjisi ve İmmünolojisi dalında yan dal eğitimi aldı. 1999 tarihinde Çocuk Alerjisi Uzmanı oldu. Dr. Yonca Tabak eğitimi sırasında ve sonrasında çocuk astımı ve alerjisi konusunda yaptığı çok sayıda klinik çalışma, yurt dışı ve ulusal dergi toplantılarında sunulmuştur. 1996-2007 yılları arasında SB Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Çocuk Alerji Kliniği kurucusu ve Çocuk alerjisi Uzmanı olarak görev yapmıştır. Nisan 2002 tarihinde doçentlik ünvanını alan Dr. Yonca Tabak 2008 yılında Profesör olmuştur. 2008 -2009 yılları arasında İstanbul Bilim Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanlığı yapmıştır.  2008 yılından bu yana çocuk sağlığı ve çocuk alerjisini ele alan çok sayıda makale ve konuşma ile gerek yazılı gerekse görsel basın kanalı ile topluma seslenen Prof. Dr. Yonca Tabak, bu çalışmalarına en son 2014 yılında yayımlanan kitabı “Çocuklar ve Alerji” yi eklemiştir. Halen klinik çalışmalarına özel muayenehanesinde devam eden Dr. Tabak, İstanbul Tabip Odası, Türk Pediatri Kurumu, Çocuk Solunum Yolu Hastalıkları Derneği, Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği ve “European Academy of Allergy and Clinical Immunology” (Avrupa Alerji ve Klinik İmmunoloji Derneği) üyesidir.

GÖRSELLER:

Basın bültenlerinizi Türkiye'ye ya da hedeflediğiniz ülkelere dağıtın, markanız medyada daha fazla yer alsın daha fazla konuşulsun.

More from our blog

See all posts
No Comments