Uluslararası Patentli Ürünleriyle Türkiye, Otomotiv Yan Sanayiinde “Ben de Varım” Diyor

No Comments

Dünyada olduğu kadar Türkiye’de de belirsizlikler yaşayan otomotiv sektöründe Türkiye, önemli avantajlara sahip. Uluslararası platformun tüm olumsuz rekabet koşullarına rağmen son 15 yıllık dönemde büyük başarılara imza atan Türk otomotiv sektörü, birçok uluslararası markanın fason üretimlerini gerçekleştiren firmalarıyla dikkat çekiyor.

Otomotiv aftermarket-yenileme pazarının önemli isimlerinden biri olan Disa Otomotiv’in, tüm hakları kendisine ait uluslararası patentli tasarımına, 2014 yılında iki farklı tasarım daha ekleyerek ülkemize ait uluslararası patentli ürün sayısının artmasına katkı sağlayacak. Türkiye, uluslararası tasarım başvuruları sıralamasında 15.sırada yer alıyor.

Disa Otomotiv Fabrika Müdürü Koray Kuru, güçlü üreticileri, yetişmiş iş gücü ve teknolojik imkanlarına rağmen global pazarda markalaşma yolunda geri kalan Türkiye’nin, otomotiv yan sanayiindeki konumunu değerlendirdi. Avrupa’daki krizin etkileri ve Uzak Doğu’nun yarattığı fiyat rekabetinin yanı sıra markalaşma sürecinin gerektirdiği mali kaynakların yetersizliğinin, Türkiye otomotiv yan sanayii üzerindeki olumsuz etkilerinin, devletin yaratacağı yeni teşviklerle ortadan kalkacağını belirten Koray Kuru, bu desteklere Türk üreticilerin deneyim, gelişim ideali ve insan gücü gibi değerlerin eklenmesiyle sorunların aşılacağının altını çizdi.

Sektörün 50 senelik bir geçmişi olduğuna dikkat çeken Koray Kuru, otomotiv yan sanayiinin günümüzde ulaştığı noktayı “Sektörde üretimin batıdan doğuya doğru kaydığını görebiliyoruz. Avrupa’da İtalya-İspanya-Almanya gibi büyük üretim merkezlerinde öncelikle Doğu Avrupa-Rusya, Türkiye-Orta Doğu ve sonrasında da Uzak Doğu’ya doğru kaydı. Özellikle gelişmiş ülkelerde kişi başına düşen araç sayılarının çoğalmasıyla birlikte, kişi başı sürülen kilometrelerin, trafikte kalınan saatlerin ve aktif olan araçların ortalama yaşları arttıkça büyük bir otomotiv yedek parça ihtiyacı oluşmaya başladı. Bu sebeple özellikle Amerika ve Avrupa’da otomotiv yedek parça (aftermarket-yenileme pazarı) milyar dolarlık hacimlere ulaştı. Bu ülkelerdeki büyük markalar da üretimi diğer ülkelerde yaptırarak kendi uluslararası pazarlarında büyük lojistik firmalar olarak çalışıyorlar” sözleriyle açıkladı.

Otomotiv yedek parça aftermarket-yenileme pazarında yeni ürün geliştirme proseslerinin, öncelikle OEM (orijinal) ürün üzerinden tersine mühendislik yapılarak, aynı ölçülere ve firmanın yapısına göre bazen daha düşük maliyetli, bazen aynı, bazen de orijinal üründen daha üstün teknik özelliklere sahip ürünler tasarlanmasıyla ilerlenebildiğini belirten Disa Otomotiv Fabrika Müdürü Koray Kuru, geliştirilen yeni ürünlerin uluslararası patentlerle Türkiye’nin global pazarda markalaşması açısından çok büyük önem taşıdığını da sözlerine ekledi.

Aftermarket-yenileme sektörünün rekabet ortamında kullanılan gelişmiş teknolojik sistemlerin, ürün veya üretim süreçlerinin kopyalanmasına neden olduğunu söyleyen Koray Kuru, “Gerçekleştirdiğiniz yatırımları, kullandığınız zamanı ve tüm mühendislik çalışmalarınızı koruyabilmek adına uluslararası patent müracaatı yaparak buluşunuzu koruma altına almak çok önemli. Disa Otomotiv’in de şu anda, servis edilebilir ve parçanın orijinaline göre daha uzun ömürlü olmasını sağlayan tasarımı üzerine bir uluslararası patenti bulunuyor. 2014 yılı içerisinde patent müracaatı yapacağımız iki farklı tasarımımız daha var. Bu tasarımlar birçok farklı ürüne uygulanabilecekler. Patent başvurusunda bulunacağımız ürün tasarımlarından ilki parçaların montajının kolay yapılabilmesiyle ilgili geliştirdiğimiz üretim yöntemleri için alınacak patent. Diğeriyse yine ürünün ömrünü uzatan ve orijinalden daha üstün kalitede olmasını sağlayacak bir tasarımla ilgili” dedi.

Türkiye’de, konuyla ilgili farkındalık kazandırılmasının çok önemli olduğunu belirten Koray Kuru, bu konudaki teşviklerin, ülkemizde yaratılan uluslararası patentli ürünlerin sayısının artmasında önemli rol oynayacağının da altını çizdi. Sözlerine “Disa Otomotiv’de yeni ürün geliştirme süreci içerisinde ISO/TS 16949’un tüm şartlarını sağlayacak şekilde bir iş planımız var. Bu iş planı dâhilinde, olası tüm riskler önceden ön görülüyor” şeklinde devam eden Koray Kuru, “Tasarım ve nihayetinde çıkan ürünlerin üstün kaliteli olması için üretim aşamalarının her bir noktası planlanıyor ve kalite kontrol noktaları daha ürün tasarım aşamasındayken belirleniyor. En sonunda ürünlerin sahip oldukları farklı tasarımlara göre hem test cihazlarında hem de gerçek araçlar üzerinde fonksiyonel testler yapılarak yeni ürün geliştirme faaliyetlerinin başarılı bir şekilde ilerlemesi sağlanıyor” diyerek yeni ürün geliştirme ve test-üretim süreçlerinin nasıl ilerlediği hakkında bilgi verdi.

 

Görseller :

Basın bültenlerinizi Türkiye'ye ya da hedeflediğiniz ülkelere dağıtın, markanız medyada daha fazla yer alsın daha fazla konuşulsun.

More from our blog

See all posts
No Comments